DOLAR 17,9331 -0.03%
EURO 18,4099 -0.71%
ALTIN 1.038,510,60
BITCOIN 4403310,01%
İstanbul
27°

AZ BULUTLU

02:00

İMSAK'A KALAN SÜRE

Basın Bülteni

Basın Bülteni

29 Temmuz 2022 Cuma

Termal konfor ve sağlığı koruyan ısı yalıtımı ile, enerjiden yüzde 60 tasarruf edilebilir

Termal konfor ve sağlığı koruyan ısı yalıtımı ile, enerjiden yüzde 60 tasarruf edilebilir
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Araştırmada ısı yalıtımsız evlerin yüzde 30’unda rutubet ve küf oluşumu görüldü. Anket sonuçlarına göre küf sorunu yaşanan evlerde yaşayanlarda yüzde 50 oranında KOAH, astım, bronşit, allerjik bronşit bildirilirken küfün olmadığı evlerde bu oran yüzde 22.

Isı yalıtımlı ve yalıtımsız iki örnek ev karşılaştırıldığında ısı yalıtımıyla yüzde 60’a varan enerji tasarrufu sağlanabildiği saptandı. Buna bağlı olarak yapılan ölçümlerde aylık metrekare başına 86 kilogram karbondioksit eşdeğeri sera gazı salımının engellenmesi, ısı yalıtımının çevre sağlığı ve küresel ısınma ile mücadelede kritik rolünü de ortaya koydu.

Ülke olarak enerjinin yaklaşık yüzde 70’ini ithal ettiğimizi belirten Betek Boya Genel Müdürü Tayfun Küçükoğlu, “İthal edilen enerjinin 24 milyar dolara yakın kısmı konut ve benzeri yapılarda tüketiliyor. Binalarımızın başta ısı yalıtımı olmak üzere enerji verimli olarak inşa edilmesi durumunda elde edilecek tasarruf yılda 10 milyar doları bulabilir” dedi.

Isı yalıtım sektörünün lider markası Dalmaçyalı; bilim insanlarıyla birlikte “Isı Yalıtımının İnsan Sağlığına Etkisi”ni araştırdı. İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) Meteoroloji Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mikdat Kadıoğlu, Aralık 2021 – Haziran 2022 dönemi boyunca biri Dalmaçyalı İleri Isı Yalıtım Sistemi ile yalıtılmış diğeri ısı yalıtım yapılmamış iki örnek evdeki termal konforu karşılaştırdı. Marmara Üniversitesi (MÜ) Tıp Fakültesi Çocuk Göğüs Hastalıkları Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Bülent Karadağ liderliğindeki mikrobiyolojik araştırma ve anket çalışmasında ise ısı yalıtımlı ve ısı yalıtımsız hanelerde küf oluşumu ile hava kalitesine bağlı hastalıkların seyri incelendi.

 

 

Betek Boya Genel Müdürü Tayfun Küçükoğlu: “Ülke olarak kullandığımız enerjinin yüzde 70’ini ithal ediyoruz”
Sektörünün lider markası olmanın sorumluluğuyla “Isı Yalıtımının İnsan Sağlığına Etkisi” projesine öncülük ettiklerini belirten Betek Boya Genel Müdürü Tayfun Küçükoğlu, “Türkiye’de yüzde 70’in üzerinde binada ısı yalıtımı bulunmuyor. Bu durum insanların fiziksel ve psikolojik sağlığını doğrudan etkileyen termal konforun ülkemizde mutlak gelişmesi gerektiğini gösteriyor. Isı yalıtımı binalarda termal konforu sağlayan başlıca unsur olarak ön plana çıkıyor” dedi.

Tüm araştırma boyunca hem Ar-Ge, teknoloji ve inovasyon güçlerini hem insan kaynaklarını ve finansal güçlerini projeyi desteklemek için kullandıklarını belirten Küçükoğlu “Sağlığın her şeyden önemli olduğunu acı bir şekilde tecrübe ettiğimiz böyle bir dönemde, değerli akademisyenlerimiz ile böyle değerli bir bilimsel çalışmayı hayata geçirmekten ötürü gururluyuz. Bu çalışmanın sadece ülkemiz için değil, dünyanın dört bir yanında referans bir çalışma olarak kabul göreceğine inanıyoruz” dedi.

“Isı yalıtımı sayesinden enerjiden sağlanan tasarruf oranı yüzde 60’a ulaşabilir”
Araştırmanın ısı yalıtımı sayesinde ısıtma ve soğutma için harcanan enerjiden yaklaşık yüzde 60 oranında tasarruf edilebildiğini de net olarak ölçümlediğini belirten Küçükoğlu “Enerjiyi verimli kullanmak dünyayı, çocuklarımızın geleceğini korumaktır. Araştırmada sadece mart ayına ait enerji tasarrufu ile metrekare başına 86 kilogram karbondioksit eşdeğeri sera gazı salımının engellendiği görülüyor. Bu sonuç, ısı yalıtımının çevre sağlığı ve küresel ısınma ile mücadelede kritik rolünü de ortaya koyuyor. Tüm dünyada fosil yakıtlar olarak da adlandırılan petrol, doğal gaz ve kömür fiyatları hızla artıyor. Ülke olarak enerjinin yaklaşık yüzde 70’ini ithal ediyoruz. İthal edilen enerjinin 24 milyar dolara yaklaşan kısmı konut ve benzeri yapılarda tüketiliyor. Bu koşullar altında, özellikle yeni inşa edilen ve mevcut binalarda ısı yalıtımı uygulamalarının yaygınlaştırılması gerekiyor. Binalarımızın başta ısı yalıtımı olmak üzere enerji verimli olarak inşa edilmesi durumunda yılda 8-12 milyar dolarlık bir tasarruf imkanına sahip olabiliriz” dedi.

İTÜ Meteoroloji Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mikdat Kadıoğlu: Isı yalıtımsız evde ısı değişimi 8 kat daha fazla

İTÜ Meteoroloji Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mikdat Kadıoğlu, termal konforun; kişilerin sıcaklık, nem, hava akımı gibi iklim koşulları açısından gerek bedensel gerekse zihinsel faaliyetlerini sürdürürken belli bir rahatlık içinde bulunmalarını ifade ettiğini belirtti. Dünya Sağlık Örgütü’nün hava sıcaklığını yaşam alanında en az 21⁰C olarak tanımladığını hatırlatan Kadıoğlu, “Isı yalıtımı dışında hiçbir farkı olmayan iki evden araştırma süresince alınan verilerle, ısı yalıtımın iç ortam konforunu nasıl değiştirdiği, bu bağlamda da insan ve çevre sağlığını ne yönde etkilediğini 7 ay boyunca ölçümledik. İçeride termal konforlu bir ortam yaratmak için, duvarların ne kadar önemli olduğu tüm ölçümlerimizle belirlendi” dedi araştırmadaki temel bulguları şöyle sıraladı:

Isı yalıtımsız evde duvar yüzey sıcaklıkları arasındaki fark 6 ⁰C’ları bulurken, ısı yalıtımlı evde bu fark 1 ⁰C’a bile ulaşmıyor. Yaklaşık olarak 7.5 katlık bir farktan bahsediyoruz.
Isı yalıtımsız evin iç sıcaklığı dış ortam sıcaklıklarındaki değişimlerden çok hızlı etkileniyor. Dış ortam sıcaklığı 18⁰C artması durumunda, ısı yalıtımsız evin iç sıcaklığında 4 ⁰C bir artış gözlemlenirken, ısı yalıtımlı evin iç sıcaklığı ise 1 ⁰C’tan bile az bir değişim gösteriyor.
Isı yalıtımsız evin iç ortam hava sıcaklığı değişimi ısı yalıtımlı eve göre 8 kat.
Isıtma yapılmayan aynı süre içerisinde ısı yalıtımlı ev 4⁰C ısı kaybı yaşarken, ısı yalıtımsız ev 9 ⁰C ısı kaybı yaşıyor. Isı yalıtımsız ev, ısı yalıtımlı eve göre 2,3 kat hızla soğuyor.
Projenin başlangıcından itibaren, yapılan enerji ölçümlerine göre, ısı yalıtımlı evde ısı yalıtımsız eve göre yüzde 60 enerji tasarrufu sağlandı. Tüm çalışma süresince evlerdeki sıcaklıklar aynı seviyede tutularak bu tüketim oranı görüldü.
Hava sıcaklığının eksi derecelerden artı derecelere hızlıca çıktığı bir günde, ısı yalıtımsız evde tüketilen enerji, ısı yalıtımlı evde tüketilen enerjiye göre göre 2 kat daha fazla.
Sadece mart ayında ısı yalıtımlı evde sağlanan enerji tasarrufu ile her bir metre kare için 86 kg CO2 eşdeğeri sera gazı salımı engelleniyor. Bu da İstanbul-Antalya arasındaki bir uçuşun neden olduğu CO2 salımıyla eşdeğer.

Isı yalıtımının küf oluşumuna etkisini de gözlediklerini aktaran Prof.Dr. Kadıoğlu “Bir evin içerisinde küf oluşması için duvar iç sıcaklıklarının oda havasının çiy noktası sıcaklığının üzerinde olması gerekir. Hiçbir ısıtma yapılmadığı koşullarda, ısı yalıtımsız binanın iç duvar yüzey sıcaklıklarındaki dalgalanmalar ısı yalıtımlı eve göre iki kat daha fazla. Isı değişiminin yalıtımlı evde belirgin derecede azalmış olması küf oluşumunu engellemektedir” dedi.

MÜ Tıp Fakültesi Çocuk Göğüs Hastalıkları Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Bülent Karadağ: “Isı yalıtımlı örnek evde küf oluşmadı”

Prof. Dr. Bülent Karadağ “Tek farkları biri ısı yalıtımlı diğeri ısı yalıtımsız olarak kurulan iki model evde deneysel bir ortamda, ısı yalıtımının iç ortam termal konforuna katkısını objektif olarak ölçebildik. Isı yalıtımı olmayan evde tespit edilen üremenin mikrobiyolojik analizini yaptık. Çıkan sonuca göre üreyen mantar Penicillium. Bu mantarın enfeksiyonlara yatkınlık sağlayan, alerjik reaksiyonları kolaylaştıran, iç ortam hava kalitesini bozan bir mantar türü olduğunu biliyoruz.” dedi.

Doğru ısı yalıtılmış ve iklimlendirilmiş evlerde rutubet ve küf sorunları yaşanmadığını belirten Karadağ şöyle devam etti: “Hem yapılan ölçümler hem anket çalışması ile küf oluşumundaki ana faktörün ısı yalıtımı yapılmaması olduğu; küf ve rutubet oluşumlarının insan sağlığına olumsuz etkileri belirlenmiştir. Evlerimizde termal konforun fiziksel sağlığımıza ek olarak keyifli, konforlu bir yaşam için de gerekli olduğu tüm bilimsel yöntemlerle tespit edilmiştir. Termal konfor, hem fiziksel sağlığımızı hem de zihinsel faaliyetlerimizi birebir etkileyen çok önemli bir kavramdır. Doğru ısı yalıtımı yapılmış evlerimizde termal konforlu yaşamımızı sağlıkla sürdürebiliriz.”

Türkiye temsili 10 ilde yarısı ısı yalıtımlı yarısı ise ısı yalıtımsız olmak üzere 800 hane ile görüşülerek yapılan anketle ısı yalıtımının özellikle hava kalitesi, rutubet-küf ile ilişkili hastalıklar üzerindeki etkilerini araştırdıklarını kaydeden Karadağ, araştırmanın oransal bulgularını şöyle sıraladı:
Bina yaşı ilerledikçe termal konforsuzluktan ötürü, küflenme sorunları ve oranı artmaktadır. 25 yılın üzerindeki binaların yüzde 35’inde küf oluşumu bildirildi.
Küflü evlerde koronavirüse yakalanma oranı yüzde 32 olarak bildirilirken, küfün olmadığı evlerde bu oran yüzde 21.
Küflü evde yaşayanlarda yüzde 50 oranında KOAH, Astım, Bronşit, Allerjik bronşit varken küfün olmadığı evlerde bu oran yüzde 22.
Alerjik astım veya alerjik nezle ise küflü evlerde yüzde 43 iken, küf sorunu olmayan evlerde yüzde 22.
Küf sorunu yaşanan evlerde yaşayanlarda akciğer ve üst solunum yolu enfeksiyonu belirgin fazla. Son bir yılda bu evlerde yaşayanların yüzde 50’si akciğer enfeksiyonu geçirmiş. Yılda 3 kereden fazla geçirenlerin oranı yüzde 77.
Mevsim geçişlerinde astım şikayetleri ısı yalıtımsız evlerde yüzde 21, ısı yalıtımlı evlerde yüzde 9 oranında görülmektedir.
Küflü ortamda yaşayanlarda solunum güçlüğü nedeniyle hastaneye başvuru da daha fazla. Enfeksiyon olmaksızın solunum güçlüğü ve hırıltı ile hastaneye başvurma oranı küflü evlerde yüzde 50, küf sorunu olmayan evde ise yüzde 23.

Devamını Oku

TÜRKİYE TEKNOLOJİ BULUŞMALARI’NDA KONUŞAN FİLİZ DAĞ,

TÜRKİYE TEKNOLOJİ BULUŞMALARI’NDA KONUŞAN FİLİZ DAĞ,
0

BEĞENDİM

ABONE OL

“Boğaz’da Buluşalım Teknoloji Konuşalım” sloganıyla 25 Haziran’da düzenlenen Türkiye Teknoloji Buluşmaları’nın teması “Dijital İşler” olarak belirlenirken; düzenlenen etkinlikler dijital devrim yaşanan günümüzde, işini dijital teknoloji iş modelleriyle güçlendirmek isteyenleri bir araya getirdi.

Türkiye Teknoloji Buluşmaları’nda e-ticaret, dijitalleşme, Metaverse, NFT ve blockchain konuları üzerine konuşulurken, buluşmalar kapsamında gerçekleştirilen “Metaverse ile Yeni Evren” panelinde; dijital sanatlar ve gaming tasarımı, sektörlerin Metaverse kullanımı, içerik üretimi gibi birçok merak edilen konuya yer verildi. Bu panelde söz alan Dijital Rönesans A.Ş. Kurucusu Filiz Dağ, Metaverse ve Web 3.0 üzerine bilgi verirken, dijital çağda daha da önemli hâle gelecek içerik üretimleriyle ilgili açıklamalarda bulundu. Metaverse’ün en basit tanımla internetin güncellenmiş hâli olduğunu ifade eden Dağ, “Web 3.0 ile birlikte bize sunulan yeni yaşamdan kasıt, yepyeni kocaman bir pazar ve erişim alanı sunulması.” diye konuştu. Dağ, yaptığı konuşmada; üretilen içeriklerin ve bu içeriklerin pazara sunulmasını sağlayacak aracı platformların büyük bir önem kazanacağını belirtirken, “İçeriğin kral olacağı çağdayız.” ifadeleriyle içerik üretimlerinin önemini vurguladı.

Yeni Dönemde Deneyim Alanları Önemli Hâle Gelecek

Metaverse kavramı ortaya çıkana dek ürünlerin sanal olması için fotoğraflarının e-ticaret sitelerine konmasının yeterli olduğunu söyleyen Dağ, yeni süreçte bu ürünlerin seri üretime girmemiş olabileceğini de belirtti. “Bunları hayal ürünleri gibi düşünebiliriz. Milyonlarca korelasyonda ve üstüne şirketlerin deneyim alanı olarak yaratacağı meta evrenlerindeki teknolojileri kullanarak müşterilerin kendi tasarladıkları şekilde ürünleri düşünebiliriz.” diyen Dağ, deneyim alanlarının değerli hâle geleceğinden bahsetti. Filiz Dağ, bu deneyim alanlarının sanal ürünleştirme ve ürün yerleştirme şeklinde devam edeceğinin altını çizerken, insan hayatının dene-tasarla şeklinde süreceğini ifade etti.

“Metaverse ile Yeni Evren” panelinde konuşan Filiz Dağ, yeni yaşam alanları olacak sanal evrenlerin de dijital sanatçılar ve oyun tasarımcıları gibi yaratıcı zihinler tarafından dizayn edildiğini belirtirken, onları geleceğin mimarları olarak gördüğünü söyledi. Geleceğin, adına “ekran yaşam” dediği kocaman bir akıllı ekrandan oluşacağını ifade eden Dağ, “Özellikle nesnelerin interneti süreci hayatlarımıza Web 3.0 ve Metaverse ile dahil olduğunda insanlığın yüzde 60’lık zamanı ekran önünde geçecek.” diye konuştu.

Türkiye’nin, tasarım konusunda dünyanın zirvesine oynayacak potansiyelde tasarımcı ve yazılımcı gençlere sahip olduğunun altını çizen Dağ, “İçerik üreten bir ülke olalım, hedefimizi bu yönde belirleyelim. Başkalarının pazarında, platformlarında müşteri, kullanıcı ve oyuncu durumunda kalmayalım.” diyerek var olan potansiyelin kullanılmasının öneminden bahsetti.

Metaverse Ekonomisi, 2030’da 13 Trilyon Dolara Ulaşacak

ABD Citigroup’un yayınladığı rapora göre; Metaverse ekonomisinin 2030’a kadar 13 trilyon dolara ve kullanıcı sayısının da 5 milyara ulaşması beklendiğini ifade eden Dağ, 2022 Nisan ayı itibarıyla Metaverse’e yapılan yatırımların 21 milyar doları aştığını belirtti. Dağ, bu yeni evrenin KOBİ’lere de büyük fırsatlar yarattığını vurgularken, “Yeni nesil pazarlamada, özellikle rekabet açısından gelişen ve büyüyen pazarıyla Metaverse, ekonomik kazanç kadar saygınlık ve tanınırlık anlamında da KOBİ’lere fayda sağlayacak. E-ticaretin bir adım ilerisi olan Metaverse evrenleri, KOBİ’lere kendi işletmelerini veya platformlarını oluşturabilecekleri alanlar sunuyor.” dedi. Filiz Dağ, konuşmasında “KOBİ’ler, Metaverse evrenlerinde kendi yaratacakları veya satın alacakları mevcut ve potansiyel müşterilerine ulaşarak, toplantı ve etkinlikler düzenleyebilecekler ve çeşitli sektörlerden markaların sanal evrenleriyle işbirliği yapabilecekler.” ifadelerine yer verdi.

 

Devamını Oku

SAĞLIKTA YAPAY ZEKA VE SAĞLIK YÖNETİMİ

SAĞLIKTA YAPAY ZEKA VE SAĞLIK YÖNETİMİ
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Teknolojiyi yakından takip eden Infinity Regenerative Clinic; ‘Erken Tanı Gerçekten Erken Midir?’ prensibiyle günümüzde uygulanan check-up uygulamalarından çok daha gelişmiş bir sağlık tarama metodu olan TTK (Tetkik Tarama Konsültasyon) ile kişiye özel sağlık yönetimi prosedürünü ortaya koyuyor; mevcut ve ileride oluşabilme ihtimali olan hastalıkları teşhis edip önlemler alıyor. Infinity Regenerative Clinic Medikal Direktörü Onkoloji Uzmanı Dr. Yıldıray Tanrıver, sağlıkta yapay zeka kullanımı ve TTK hakkında detaylı bilgi verdi.

 

“Erken tanıdan daha önemli olan; hastalığa yakalanmadan önlem almak!”

 

Hastalıklar, aslında pek çok faktöre bağlı olarak ortaya çıksa da semptomların henüz görülmemesi, hasta olmadığımız anlamına gelmez, diyerek sağlık yönetimine vurgu yapan Tanrıver; “Erken tanı çok önemlidir. Ancak, erken tanıdan daha önemli olan; sağlık yönetimi ve koruyucu yaklaşımdır. Günümüzde, sahip olunan görüntüleme sistemleri ve genetik testler ile hastalıklar önceden fark edilebiliyor. Risklerin teşhisi ise riskleri minimize etmeye imkan sağlıyor.” şeklinde konuştu.

 

Tanrıver; “Frekans yöntemi ile hücre, doku ve organ seviyesindeki mevcut hasarın ve gelecekte oluşabilecek risklerin belirlenmesi sağlanıyor. Hem estetik hem de organlardaki hasarın ciltteki etkilerini belirleyebilmek amacıyla birçok yapay zeka destekli cihazı kullanıyoruz. Vücuttaki kas, yağ ve ödemin ölçülmesine, iç yağlanmanın saptanmasına, 3 boyutlu analiz yapabilen ileri düzey görüntü elde edilebilmesine olanak tanıyan cihazlarla çalışıyoruz. Aynı zamanda yine ileri tanı yöntemlerinden olan beslenme ile ilgili nutrigenetik dahil olmak üzere; risk analizi ve telomer boyu ölçümü için de genetik testleri ihtiyaç halinde kullanabiliyoruz.” dedi.

 

“Semptomlara değil; ana sebeplere odaklanarak…”

 

TTK hakkında da bilgi veren Uzm. Dr. Yıldıray Tanrıver; “Tetkik ve tarama; yapay zeka da dahil olmak üzere tıbbın en gelişmiş yöntemlerini, ölçümlerini ve testlerini kullanarak akıl, ruh ve beden sağlığının mevcut durumunu inceler; olası hastalık risklerini analiz eder. Konsültasyon ise bütüncül tıp anlayışını benimseyen uzman hekimlerin bir araya gelerek tetkik ve tarama sonuçlarına göre kişiye özel sağlık yönetim planının çıkarılmasıdır. Tüm bu işlemler yaklaşık 2-3 saat kadar sürmektedir.” dedi.

 

TTK ile klasik check-up uygulamalarını birbirinden ayıran farklara dikkat çeken Tanrıver; “Bütüncül yaklaşımla tüm verilerin değerlendirilmesi, hücresel düzeyde araştırmaların yapılması, mevcut durum ile birlikte gelecekteki olası risk faktörlerinin belirlenmesi ve koruyucu tıbbın ön plana çıkarılması, semptomlara değil; ana sebeplere odaklanarak kişiye özel sağlık yönetiminin planlanması ana farkları oluşturmaktadır.” dedi.

 

“İleri teknoloji kadar hekim yaklaşımı da çok önemlidir.”

 

Tedavilerde ileri teknoloji kadar hekim yaklaşımı da çok önemlidir diyen Uzm. Dr. Yıldıray Tanrıver; “Farkındalık yaratarak kişiye net, doğru ve anlaşılabilir bilginin verilmesi, uygulanan programların kişiye özel ve sürdürülebilir olması, iletişimin çift taraflı olarak sürdürülmesi mühimdir. Doğru kişiye doğru zamanda, doğru uygulamanın yapılması esastır. Bütüncül yaklaşımı ve fonksiyonel bakış açısını benimseyen, kişiyi 360 derece değerlendiren uzman hekimlerimizce oluşturulan konseylerde kişiye en uygun yaklaşım ve uygulamaların kararları verilmektedir.” şeklinde konuştu.

 

Devamını Oku

Google’da Villa Tatili Aramaları Yüzde 82 Oranında Arttı

Google’da Villa Tatili Aramaları Yüzde 82 Oranında Arttı
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Dijital pazarlama stratejilerinin turizm sektörü için can suyu olduğunu belirten Dijital Pazarlama Okulu Kurucusu Yasin Kaplan, “Dijital pazarlama yöntemleri ile dünyanın dört bir yanında bulunan kullanıcılara doğrudan ulaşmak imkânı elde edebiliyoruz. Bunlardan bir tanesi, biletleme. Örneğin bir kullanıcı, Google’da yurt içi ve yurt dışı için bilet aradığında, daha sonradan girdiği herhangi bir sosyal medya uygulamasında karşısına oteller, gezilecek mekânlar veya araç kiralama ile ilgili hizmetleri alabileceği markalardan reklam gösterebiliyoruz. Aynı zamanda reklam göstermek istediğimiz bölgeyi hedefleyerek kriterlere uygun kullanıcılara ulaşabiliyoruz. Reklam teknolojileri geliştikçe yapay zekânın öğrenme kapasitesi ve kabiliyeti de artıyor. Kullanıcın dijital dünyada bıraktığı izler ile hedef kitle daha yakından tanınıyor” dedi.

Bu süreçte tatil alışkanlıklarının da değiştirdiğine dikkat çeken Kaplan, “ Geçtiğimiz yıl Google aramalarında yüzde 63 oranında villa tatilleri araştırıldı. Bu yıla baktığımızda bu oranın yüzde 82’ye ulaştığını görüyoruz. Tatil kararlarında genellikle ebeveynler karar verici olsa da yönlendirici unsur, ailenin küçük bireyleri. 12-22 yaş arası kullanıcılar genellikle Tiktok’ta zaman harcadığı için tatil reklamları da bu mecra baz alınarak yapılmalı. Sektörün en önemli pastasına sahip olan sağlık turizmi, dijital reklam pazarından da en fazla paya sahip. Özellikle Ortadoğu ve Amerika’dan saç ekimi ve estetik kliniği için ülkemiz çok fazla turist ağırlıyor. Kurumsal kongreler ve şirket tatilleri için ise Linkedn üzerinden yapılan reklamlar, hedef kitleye doğrudan ulaşmamızı sağlıyor” dedi.

 

Devamını Oku

PARA KAZANDIRAN HAVLU TAKİP SİSTEMİ HAVLUMAT İLE HAVLU KAYIPLARI SON BULUYOR

PARA KAZANDIRAN HAVLU TAKİP SİSTEMİ HAVLUMAT  İLE HAVLU KAYIPLARI SON BULUYOR
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Yaz aylarında hareketlenen turizm sektöründe havuz, plaj ve spa gibi alanlarda misafirler tarafından kullanılan havlu sayısı da artıyor. Her yıl fitness salonlarından otellere kadar misafir ve üyelerine havlu temini sağlayan işletmeler, kaybolan ya da çalınan havlular ve bu alana ayrılan iş gücü nedeniyle binlerce liraya varan maddi kayıplar yaşıyor. Senkron Yazılım tarafından geliştirilen yerli havlu takip sistemi Havlumat, özellikle yaz aylarında turizm sektöründe artan havlu kullanımını daha hijyenik hale getirirken havlu kayıplarının da önüne geçiyor.

 

Dünyanın Havlusu, Para Kazandıran Yerli Havlu Takip Sistemi Havlumat’a Emanet

 

Para kazandıran havlu takip sistemi Havlumat; fitness, spa, aqua parklar ve otellerdeki havlu operasyonlarının otomatikleşmesini sağlıyor. Senkron Yazılım tarafından geliştirilen Havlumat, misafire tanımlanan havlunun takibini tesis açısından kolaylaştırıp havlu kullanımının kontrol edilmesini sağlıyor. Havlu kayıplarının %100 önüne geçerken, aynı zamanda tesisler için günümüz koşullarında hijyen konforu da sunuyor. Diğer taraftan Havlumat’ı kullanan tesisler, bu iş için ayrıca personel istihdam etmelerine gerek kalmadığından, istihdam tarafında da tasarruf etmiş oluyor.

 

Havlu Yıkama Maliyeti Yüzde 40 Düşüyor

 

Günümüzde havlu kullanımının en yoğun olduğu alanlardan otellerde; havuz, spa ve plaj gibi alanlarda akla ilk gelen ihtiyaçların başında havlu geliyor. Dolayısıyla bu bölgelerdeki havlu işlemlerini otomatikleştirmek ve kontrol altına almak için tasarlanmış bir havlu takip sistemine daha fazla ihtiyaç duyuluyor. Havlumat ile misafirler havlularını Havlumat’tan oda kartları ile kendileri alabiliyor. Dolayısıyla oteller bu alanda çalıştırmak için ekstra bir personele ihtiyaç duymuyor. Bu da işveren için personel maliyetlerinin ciddi oranda düşmesi anlamına geliyor. Personel maliyetlerinin azalmasına ek olarak Havlumat sayesinde havlu kullanımları kontrol altına alınıp azaltıldığı için havlu yıkama maliyetleri de %40 oranında düşüyor. Havlumat, kaynakların verimli kullanılmasına katkıda bulunurken aynı zamanda zaman tasarrufu da sağlıyor.

 

Senkron Yazılım Hakkında:

 

Senkron Yazılım, 25 yılı aşkın süredir hem yurt içinde hem yurt dışında dikey sektörlere yönelik yenilikçi yazılım ve donanım çözümleri geliştirmektedir. Çeşitli sektörlerin yönetim yazılımı ihtiyaçlarını giderme noktasında geliştirmeler yaparak; ürün ve çözümler sunan Senkron Yazılım’ın, son 15 yıldır en önemli odak noktalarından birisi de sosyal işlerin yönetilmesi olmuştur. Senkron Yazılım, 2015 yılında Türkiye’de ilk akıllı kargo dolabını üreten yerli üretici konumundadır ve saha uygulamalarını hayata geçirmiştir. Senkron Yazılım, alt markaları ve iştirakleri ile yurt içinde ve dışında hizmet verdiği sektörlerin Dijital Çözüm Ortağı olarak konumlanmaktadır. Lapis, Havlumat, Senyonet ve Kargopark Senkron Yazılım’ın iştirakleri arasında yer

 

Devamını Oku

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.